PANLECTIC.INFO

Panlektik Bir Bakışla Haz, İrade ve İç Düğüm

İnsan çoğu zaman mutluluğu dışarıda arar. Daha iyi bir hayat, daha rahat bir beden, daha az acı, daha çok sevinç… Bütün bu arayışların arkasında eski bir soru durur: İnsan neyle huzura erer?

Panlektik Bir Bakışla Haz, İrade ve İç Düğüm

Hedonizm bu soruya haz üzerinden yaklaşır. Haz, insanın varoluşunda hafife alınacak bir şey değildir. Bedenin rahatlaması, acının azalması, korkunun geri çekilmesi ve ruhun yumuşaması, insanın hayatla kurduğu ilişkinin önemli parçalarıdır. Fakat haz, tek başına bırakıldığında kolayca kendi zıddını üretir. Arzu çoğaldıkça insan genişlediğini sanır; oysa çoğu zaman daha fazla şeye bağımlı hâle gelir.

Epikür bu noktada kaba bir zevkçiliğin ötesine geçer. Onun düşüncesinde mutluluk, sofranın zenginliğinde değil, ihtiyacın sadeleşmesinde belirir. İnsan her istediğini elde ettiği için değil, her isteğin peşinden gitmek zorunda olmadığını fark ettiği için huzura yaklaşır. Epikür’ün bahçesi bu yüzden yalnızca bir felsefe okulu değil, arzuların ayıklandığı bir iç mekândır. Orada insan, fazlalığı mutluluk sanmaktan vazgeçer.

Epiktetos başka bir kapıdan girer. Ona göre insanı asıl yoran şey olayların kendisi değil, olaylara verdiği hükümdür. Kaybetmek, hastalanmak, dışlanmak, haksızlığa uğramak; bütün bunlar insanın dışında gelişebilir. Fakat insanın bu olaylara hangi anlamı verdiği, kendi iç terbiyesinin alanına girer. Epiktetos burada sert ama arındırıcı bir ilke koyar: Senin olmayanı yönetmeye çalışma; sana ait olanı ihmal etme.

Panlektik düşünceye göre Epikür’ün sadeleşen arzusu ile Epiktetos’un eğitilmiş iradesi, insanın iç dünyasında aynı düğüme dokunur. Biri arzunun fazlalığını azaltır, diğeri yargının dağınıklığını toplar. İkisi de insanı dış dünyanın savurduğu bir varlık olmaktan çıkarıp kendi merkezine çağırır.

Panlektik açıdan haz bir nüve olabilir. Küçük bir sevinç, bir dinginlik anı, bedendeki hafifleme ya da ruhun kısa bir sessizliği insanda bir anlam kıvılcımı yakabilir. Fakat bu nüve doğru düğüme temas etmezse hızla tükenir. Haz, bağlam bulamadığında alışkanlığa dönüşür. Alışkanlık çoğaldıkça insan artık haz almaktan çok, haz aramaya mahkûm olur.

İrade ise düğümün terbiyesidir. İnsan hangi arzuyu büyüteceğini, hangisini söndüreceğini, hangi acıya anlam vereceğini ve hangi beklentiden vazgeçeceğini içindeki bu düğümle belirler. Epiktetos’un disiplini burada Panlektik düşünceyle birleşir. Çünkü Panlektik bakışta insan, yalnızca başına gelenlerle değil, o olayların içinde açtığı bağlamla şekillenir.

Epikür bize şunu fısıldar: Azalt ki huzur duyabilesin.

Epiktetos ise şöyle der: Ayırt et ki özgür kalabilesin.

Panlektik düşünce bu iki sesi aynı sarmalda buluşturur: İnsan, arzularını sadeleştirdiğinde ve iradesini eğittiğinde, haz artık geçici bir kaçış olmaktan çıkar. Bir kavrayışa dönüşür. O zaman mutluluk, dış dünyadan koparılan bir ganimet gibi değil, insanın kendi içinde açtığı doğru bağlam gibi belirir.

Çünkü insanı olgunlaştıran şey yalnızca neye yöneldiği değildir. Neyi neden istediği, neye nasıl katlandığı ve hangi arzuyu hangi anlam alanına yerleştirdiği de önemlidir. Haz, irade ve bilgelik aynı çizgide buluştuğunda, insan yaşamın peşinden sürüklenmez; yaşamın içindeki işaretleri okumaya başlar.

Panlektik açıdan asıl mesele hazza düşman olmak değildir. Haz da acı da insanın varoluş haritasında yer alır. Fakat her haz insanı genişletmez, her acı da insanı yıkmaz. Bazı hazlar insanı daraltır; bazı acılar ise iç düğümü olgunlaştırır. Bu yüzden bilgelik, haz ile acı arasında kör bir tercih yapmak değil, ikisinin hangi bağlamda insanı dönüştürdüğünü görebilmektir.

Epikür’ün dingin bahçesiyle Epiktetos’un iç kalesi burada birbirine yaklaşır. Biri arzunun sesini kısar, diğeri yargının yönünü düzeltir. Panlektik düşünce ise bu iki hareketi daha geniş bir varoluş akışına yerleştirir. İnsan, her arzusunda bir nüve, her sınavında bir düğüm, her kavrayışında yeni bir bağlam taşır.

Mutluluk belki de bu yüzden elde edilen bir şeyden çok, doğru taşınan bir şeydir.

Yazılar İletişim