Absürdizm ve Panlektik Felsefe

Ana Sayfa / Absürdizm / Absürdizm ve Panlektik Felsefe

İnsanın en derin soruları çoğu zaman sessizliğe çarpar. Gökyüzüne bakarız; yıldızlar susar. Atomlara yaklaşırız; sırlarını hemen vermezler. Karadelikler, merakımızın en keskin ucunu içine çekip görünmez kılar. Camus, bu sessizliği absürdün merkezine yerleştirir: insan anlam arar, evren cevap vermez. Gerilim burada doğar.

Kuyunun başında duran birini düşünelim. Karanlığa bakar, dibi seçemez. Absürd biraz böyledir. Cevap belki oradadır; fakat göz yetmez, el uzanmaz. Yine de bu boşluk insana yalnızca çaresizlik vermez. Derinliği göremediği yerde insan, anlam kurmaya başlar. Bilgiyle, emekle, tekrar tekrar denemeyle karanlığa yaklaşır.

Bilim, bu yaklaşma çabasının en güçlü yollarından biridir. Newton evrenin yasalarını yazdığında, insanlık kesinliğin eşiğine varmış gibi görünüyordu. Einstein aynı evrende başka bir derinlik açtı. Kuantum kuramı ise düzen fikrinin altındaki zemini oynattı. Her bulgu, kuyunun biraz daha derin olduğunu gösterdi. Cevap sabit bir nokta değildi; insan ilerledikçe genişleyen bir alandı.

Camus’nun Sisifos’u kayayı her defasında dağın tepesine taşır. Kaya yeniden aşağı yuvarlanır. Bu döngü insan yazgısına benzer: anlam kurulur, fakat hiçbir sonuç son söz olmaz. İlk bakışta tekrar gibi görünen şey, dikkatle bakıldığında değişir. Taş aynı taş gibi durur; ama onu iten kişi artık aynı kişi değildir. Zaman geçmiştir, deneyim birikmiştir, bakış derinleşmiştir. Yük yerinde kalır; fakat hareket bilinç kazanır.

Bilimin yürüyüşü de buna yakındır. Kopernik gökyüzünü başka türlü düşündü. Kepler bu yeni zeminde ilerledi. Newton’un formülleri Einstein’a başka bir kapı açtı. Her tekrar, kayayı biraz başka bir yere düşürdü. Geçmiş bilgi, gelecekteki dönüşümün malzemesi oldu.

Camus’da absürd, insanın karşısına bir çıkmaz gibi çıkar. Panlektik bakışta ise çıkmaz, hareketin başladığı yerdir. Mesele yalnızca taşın ağırlığı değildir; insanın o taşı her defasında nasıl gördüğüdür. Kayayı yukarı taşımak, sadece yazgıya katlanmak anlamına gelmez. Öğrenmek, dönüşmek ve bilincin kendini yeniden kurması da bu hareketin içindedir.

Gerçeklik de benzer biçimde açılır. “Madde nedir?” sorusu tarih boyunca aynı kalmış, fakat cevapları değişmiştir. Demokritos’un atomları, Newton’un katı parçacıkları, kuantumun dalga-parçacık ikiliği, bugün konuşulan sicim ya da enerji yorumları… Madde yerinde duruyor gibi görünür; insan ise onu her çağda başka bir bağlamda yeniden anlar. Dün kesin sandığımız bilgi, bugün bir basamağa dönüşür. Yarın belki başka bir kavrayışın köprüsü olacaktır.

Camus absürdü durağan bir gerilim olarak görür. Panlektik düşüncede gerilim, hareketin kaynağına dönüşür. Taş her defasında başka yere düşer; her çaba insana başka bir şey öğretir. Evrenin sessizliği bir reddediş olmak zorunda değildir. Belki de insanın kendi sözünü kurması için açılan en geniş alandır. Absürd, yalnızca varoluşun yükü değil; evrenle birlikte dönüşen uzun bir yolculuktur.

Yazılar İletişim